Rüyada güreş tutan sultan!

A+
A-
13.06.2022
ABONE OL

Osmanlı imparatorluğu’nun, kendi zamanına kadar tahta en genç yaşta, babasının vefatıyla çıkan sultanı olarak bilinen “Bahtî” mahlasını kullanan şair sultanı l. Ahmed Han, 14 yaşında iken 1603 yılında tahta cülus etmişti.

l. Ahmed Han dönemi tarih için gerçekten bir dönüm noktası olmuştur. Fatih zamanında kanunlaşan kardeş katlinin yasallığı, artık onun zamanında yasaklanacaktı…

Ahmed Minyatürü

Bunun sebebi olarak çoğu tarihçi, babası lll. Mehmed’in, 19 kardeşini küçük büyük demeden boğdurması olarak görürdü. Dinine bağlılığı son derece yüksek olan bu genç ve zarif sultan, bu geleneğe dur diyerek yeni bir sistemi devletine kazandıracaktı…

lll. Mehmed’den itibaren şehzadeler artık vilayetlere gönderilmediği için, kafes kanunu getirilmiş, her şehzade aslında yaşamak için bir çıkış bekliyordu. Bu zorlu taht mücadelesi içinde ancak şanslı olan sultan olabilirdi ki, bunun yanlış olduğunu anlayarak düzelten kişi de, oğlu l. Ahmed’dir. Şimşirlik denen odasından çıkıp sultan olan Ahmed, ekber ve erşed sistemiyle buna son vererek kendinden sonra devletinin son gününe kadar kullanılacak olan stratejiyi oluşturmuştur.

Ekber ve erşed sisteminde sultan olacak kişi, şehzadeler arasında en akıllı, sıhhatli ve olgun olanı olacaktı. Kardeş katlini de kaldırarak rekabeti önleyecekti. Böylelikle sarayda bir güven ortamı temin etmişti. Bu düşüncelerini hayata geçirdiğinde daha 15 yaşında basmamıştı…

Bu büyük sultan, Kanunî’den sonra gelen sultanlar arasında devlet işleriyle en çok ilgilenen padişah olmuştur. Halkın arasına karışmasıyla, Celali İsyanlarını bastırma faaliyetleriye, edip ve şairliğinin yanında cömertliği ile tebaası içinde büyük bir yer edinmişti.

Sultanahmed Camii, İstanbul-Fatih

Bir gün rüyasında Avusturya Kralı ile güreş yapar. Sert bir müsabaka geçer, birbirlerini yoklarlar. En sonunda gayrimüslim olan Avusturya Kralı, Sultan Ahmed’in sırtını yere getirir ve toprak üzerine sabitler. Böylece güreş müsabakasını kazanır. Bir korkuyla uyanan Sultan Ahmed’in alnı terlemiştir. Hemen üzerini değiştirip vezirine haber verir. Bütün rüya tabiri yapan kişiler ve âlim hocalar saraya getirilsin diye ferman verir. İstanbul’da bulunan çoğu hoca ve rüya tabircileri gelmiştir. Sultan Ahmed, rüyasını anlatarak bir yorum, tabir ister ilim halkasından. Hepsinin yüzü düşmüş vaziyette önlerine bakmaktadırlar. Rüya apaçık ortadadır. Sultan Ahmed kaybetmiştir.

Sutlan, “Ey hocalarım. Bunu yorumlayacak olanınız yok mudur?” Diye sorar. Cevap ise “Bağışlayın sultanım…” Olur. İlim halkası dağılır ve Sultan Ahmed, derhal bir mektup yazdırır. Rüyasında aynen olan gibi yazılır ve o divana katılmamış olan hocası Aziz Mahmud Hüdayi Efendiye, bir görevli ile yollanır.

Görevli Sarayburnundan kayığa atlar ve Üsküdar’a, Doğancılar semtine gelir. Aziz Mahmud Hüdayi Efendi’nin evine gelir ve kapısını çalar. Elindeki mektubu kapıyı açana verip, padişah’ın hediyesi olan 1 kese altını teslim edip dönecektir ki, kapıyı çalar çalmaz açılır ve Mahmud Efendi, elinde başka bir mektupla görevliye, “Evladım, sultanımızın rüyasının tabiri bu mektuptadır” der.

Hayretle, mektubu aldığı gibi saraya giden görevli olan biteni anlatır ve mektubu teslim eder. Sultan Ahmed, mektubu açar ve şu sözlerle karşılaşır. “Sultanım, gördüğünüz rüya mübarek olsun. Yakın zamanda Avusturya üzerine bir fetihiniz olacak tebrik ederim. Rüyanızın tabiri olarak ise; Allahü Teâla, insanda en kuvvetli uzuv olarak sırtı, cansız varlıklarda ise en kuvvetli olarak toprağı yaratmıştır. Rüyanızda sırtınızın toprağa değmesi, iki kuvvetin birleştiğini gösterir ki, bu da savaşın kazanılacağına işaretdir.” Buyurur.

Bu müjdeli haberi alan Sultan l. Ahmed Han, bin altın gönderir hocasına ve Avusturya üzerine gitmek için ordunun hazırlanmasını emreder. Ve öyle de olur… 1605 yılında, Avusturya’nın en önemli kalesi olan Estergon Kalesi alınır. Estergon, Budin ve Uyvar fethedilir. Uyvar önünde kazanılan zafer, o derecede nisbetsiz iki kuvvet arasında idi ki, Avrupa’da uzun asırlar devam edecek olan “Türk gibi kuvvetli” sözü, bu sebeple bir darb-ı mesel hâline gelmiştir. Tepedelen’in fethi gerçekleşti. 1606’da, Zitvatorok Barış Antlaşması İmzalanarak ordu geri döndü.

Estergon, Budin bölgelerini gösteren hartia

Ordu geri döndükten sonra hazırlıklar başladı ve Türk Mimarisinin en önemli eserlerinden biri olan Blue Mosque’un, Sultanahmed Camii’nin inşasının temeli atıldı(1609). Bu temeli dualarla birlikte ilk kazmayı vuran, zaferi işaret eden mütekaid bursa taht kadısı olan Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’ydi. Sultan Ahmed ise yoruluncaya kadar temel kazdı.

Felaket gibi gözüken rüya, esasında neler müjdeledi…

REKLAM ALANI
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.